Daha önce bu konuda yazmıştım, tekrar tekrar da yazabilirim. Bu süreçten geçtim, konuya hassasiyetim belki o yüzdendir.

Ilk yoga deneyimlerim 2002 yılında, hamile olduğum dönemdeydi. Doktorumdan izin alarak başladım. Yumuşak, meditatif ve gevşeme ağırlıklıydı. Özellikle hamilelere yönelik olmadığı için bazı pozlardan kaçındığımı hatırlıyorum. Hamilelik ilerleyince bıraktım ve doğumdan sonra da epey bir süre devam etmedim. Yogayı unuttum gitti. Ta ki bir gün bir yoga salonunun indirim kuponları ve tanışma paketi kampanyasına rastlayana kadar. Aradan yıllar geçmişti, neden olmasındı? Ama bu deneyim hiç de hatırımda kalan keyifte geçmedi. Kendimi hiç bu kadar hantal hissetmemiştim. Hamlıktan herhalde deyip bir sonraki derste daha iyi hissedeceğimi düşündüm. İkinci dersten sonra ağlamak istedim, ne kadar beceriksiz olduğumu düşünerek. Bir gayretle kendimi üçüncü derse götürdüm ve yeterince esnek olmadığıma karar verdim. Hiç değilse tamamlayayım diyerek kampanyanın dördüncü ve son dersine de gittim, etrafımdakilere bakıp yeterince estetik görünmediğimi düşündüm. Moralim bozulmuştu. Zaten hocalar sürekli değişiyordu, salon dardı, diğer öğrencilere ısınamamıştım ve daha bir çok bahanem vardı, tekrar uzun bir ara vermek için gayet yeterliydi. Arada sırada gidip değişik hocalar ve farklı yoga türleri denedim, en fazla 3-4 hafta sonra yine uzunca aralar. Bir türlü kendimi matın üzerinde yeterli hissetmiyor üstelik de kendime öfkeleniyordum bu nedenle.

Hocalık eğitimine kayıt…

İlk yoga deneyimi üzerinden on yıl geçmiş, kah büyük keyifle, kah küskün, öfkeli. Cihangir Yoga’da Zeynep Aksoy ve Naz Şarman hocaların verdiği temel eğitime kayıt oldum. Daha ilk günler eyvah ne yaptım ben dedim, diğer bir çok arkadaşımda olan yoga tutkusu, tecrübesi, kabiliyeti, esnekliği görüp, bunlar yoktu ki bende. Hoca olmak gibi bir amacım da yoktu üstelik. Sadece bedeni, bedenimi daha iyi tanımak istemiştim. Ve yine aynı sebeple eğitimi bırakmak istedim, karşıdan karşıya geçerken düşüp bileğimi burkunca, dizdeki bağ yırtılınca. Hocalarım ve arkdaşlarımın desteği ile devam edip tamamladım eğitimi. Bu eğitimden kendime aldığım en önemli ders ise şuydu, herkesin bedeni farklıdır. Evet ya, işte bu!Kemik, eklem, kas yapılarımız farklı. Bu beni çok rahatlatmıştı, artık kendimi başkaları ile kıyaslamanın anlamı olmadığını, kendime yüklenip sakatlamanın, yetersiz hissetmenin gereği kalmamıştı. Sadece kendi yoga pratiğime odaklanıp, kendi bedenimi keşfetmeye yönelik çalışmaktı esas olan… bu yüzden olsa gerek inziva çok keyifli geçti.

Aradan iki sene daha geçtikten sonra hocalığa da başladım.
Öncekine göre biraz daha esnek, ama bu da artık önemli bir ölçü olmaktan çıktı. Tüm pozlar modifiye edilebiliyor, artık ne kadar eğilebildiğimin de pek önemi kalmadı.
Geçen hafta bir arkadaşımla yoga yaparken, yoganın bana ne kadar çok yakıştığını sanki bunun için doğduğumu, yoganın doğal yeteneğim olduğunu söylemesi, bu yazıya ilham verdi… teşekkür ederim arkadaşım, bana bedenimle kendimle tanışma ve barışma sürecini tekrar hatırlattığın için.
Son söz: Yoga yapmamızı sınırlayan bedenimiz değil, zihnimiz

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here