Yaşamın içinde çocukluktan beri ailemiz ve toplum tarafından bize verilen ana kalıpların başında ancak başarılı olursak mutlu olacağımız yönlendirmesi vardır ki bunun ölçütü de varlığımız yani parasal birikimiz olmaktadır. Bu nedenle hep bir şeyler elde etmeyi; bunun için çok çalışmayı, çok okumayı ve sonuçta çok para kazanmayı; Onun sayesinde de iş yasamında önemli yerlere gelmiş olmayı, ev, araba ve bir çok statü belirten maddi metalara almayı hedefliyoruz. Bunlara sahip olmak ve onlara ulaşmak yaşamın tek amacımız olabiliyor. Ama bunlara ulaşan pek çok insanın ise mutlu olmaktan çok uzakta olduğunu gözlemliyoruz . Peki sizce neden ?

Bununla ilgili olarak bir arkadaşımın bana yolladığı bir hikaye aklıma geldi. Sizinle de paylaşmak isterim :
“Bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet; işin yarattığı strese ve hayatin zorluklarına gelmiş. Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş  ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup  kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrencileri kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:

“Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.

Yasam kahveyse,  is, para ve mevki fincan dır. Bunlar yalnızca Yasam’i tutmaya yarayan araçlardır, ama Yasam’in kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.

Evet hikayede dediği gibi Yaşamdan Zevk almayı unutuyoruz. Hayata geliş amacımızı, nedenimizi, mutlu olup olmadığımızı, elde ettiklerimizden keyif alıp almadığımızı unutabiliyoruz. Bu nedenle bazen hayatta durup nereye gidiyorum?, ne yapıyorum? , gerçekten hedefim neydi? , beni ne mutlu ediyormu ? etmiyorsa ne yaparsam mutlu olurum, keyif alırım? diye kendimize soru yöneltmenin, kendi olduğumuz noktayı fark etmek için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Fark etmek ne kadar önemli ise harekete geçmekte bir o kadar önemli.

Hadi bakalım kolay gelsin Yaşam bize Keyifle gelsin.

FEBRU TOK

 

Facebook sayfamız için buraya tıklayanız

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here