Brene Brown’un “The Gifts of Imperfection” (Mükemmel Olmamanın Ödülleri) isimli kitabını okurken bir bölüm özellikle dikkatimi çekti..Neden dikkatimi çektiğini ise daha sonra söyleyeceğim.. Yardım İstemek Yardım İstemek Yardım İstemek yardım istemek
“Connection” yani “İlişki (Bağ)” diye başlayan kısım.

Öncelikle “İlişki”nin tanımını yapıyor Brown.

İnsanlara görüldüklerini, duyulduklarını ve değer verildiklerini hissettiren, yargısız ve yorumsuz olarak devamlı alış-veriş halinde olunan ve, sayesinde hayatta devamlılık ve güç elde edilen enerjiye İLİŞKİ diyor.

Ekliyor, biz insanlar İlişki için yaratılmışız, naturamız bu! Hani inkar eden varsa diye bastırıyor üstüne:)

Ve en son nörobilimcilerin de onayladığı üzere, yaşadığımız İlişki’ler hem biyolojimizi hem de deneyimlerimizi şekillendiriyor.

Aa bir konuya da değiniyor, günümüz teknoloji çılgınlığındaki online-ilişkileri, 7/24 cesitli platformlarda başgöstermeyi İlişki ile karıştırmayın diyor, o bu bahsettiğimiz, özümüzdeki İlişki ihtiyacını karşılamaktan çok uzak. İnsan doğası yüz-yüze İlişki’ye muhtaç en çok!

Gelgelelim, bugün hayatta tek başına başardıklarımızla kendimizi ayakta tutuyoruz, ya da tutmaya çalışıyoruz. Hem sistem hem günlük tempo bunu pompalıyor. “Tek başıma yaptım ne yaptıysam”… E bravo! Peki o zaman nerde kaldı o İlişki/Bağ ? Yok..

Tabii ki birşeyleri yapabiliyor olmakta sorun yok, gayet de güzel. Fakat bu düşünce çerçevesinde gün gelip de herhangi bir şeye tek başına yetemediğimizde başlıyor işte negatif sarmal. O zaman yetersizlik, mükemmel olamama, başarısızlık duygularıyla kavruluyoruz. Gideceği yer belli işte, anlatmayayım..

Brown dünya üzerinde çeşitli kültürlerde yaptığı araştırmalarda görüyor ki, kolaylıkla yardım isteyen insanlar hem daha mutlu hem daha çok İlişki/Bağ içinde. Ne derece kendimize dönersek o derece yalnızlaşıyoruz.

Yıllar yılı neredeyse tüm çevresinin derdini dinleyen, derdine elden geldiğince derman olmaya çözüm bulmaya çalışan Brene Brown farkediyor ki, kendi zora düştüğünde kimse yok etrafında!!! Neden? Çünkü yardım isteyemiyor! Bunu kendine yediremiyor! O güçlü ya, herşeye muktedir!..zannediyor kendini.

Kendi eşiği bazen insanın en büyük engeli olabiliyor hayatta..

İşte bu noktada ben de kendimle çok özdeşleştirdim Brown’ı (bilenler bilir!) Benzer durumlara çok düştüm hayatta, yardım istememek, daha doğrusu yardım isteyecek duruma düştüğümü (bakın hala “düşmek” olarak niteliyorum, demek ki katedilecek yolum var!) kabullenip bunu yakınlarımla paylaşmak çok ağır geliyordu.

Halbuki, bu bir enerji alış-verişi ise, vermek kadar almak/istemek de doğal..Akış böyle sağlanıyor..Diğeri doğaya aykırı. Tek taraflı bir hareket olabilir mi ? Şu “mükemmel” olma adına kendime verdiğim zararı farkettim, her geçen gün daha da farkediyorum..

Kitabın adında da olduğu gibi, mükemmel olmamak muhteşem birşey. Daha doğrusu bunu kabul edip devam etmek hayata. Ucunda çok fazla ödül var. Geçen hafta katıldığım bir eğitimdeki TA Uzmanı Dr.Marco Mazzetti’nin bir lafı da çok etkiledi beni:

Mükemmellik insan doğasına aykırıdır.

İşte bütün mesele bu..

Bunu bilmek, farketmek ve olmadığımız birşeyi olmaya çalışmamak..

Kendi üzerimdeki çalışmam bitmedi tabii ki, belki de yeni başladı..Olsun..Başladı ya..

Yardım istemek istiyorum ihtiyacım olduğunda ben artık, daha çok, daha kolay..Ben herşeyi beceremem ki! Kendimi olduğum gibi kabullenebilmek var yolun sonunda..En büyük ödül!!

Bırakın sizi sevenler de size birşeyler verebilmenin hazzını yaşasınlar..Siz de yaşamanın, var olmanın ve ilişkilerinizin…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here