Merhaba, bugün Spiritüel Filmler sayfamızda size çok sevdiğim bir filmi; Ezoterik filmler arasında kült sayılan Truman Show’u Sayın Burcu Barış Künar’ın Milliyet Blog’da yayınlanan muhteşem yazısı ile birlikte veriyorum.

Yönetmen Peter Weir
Yazarlar Andrew Niccol
IMDB Puanı 8,1/10  (693.960)
 Oyuncular Jim Carrey Picture Jim Carrey
 Ed Harris Picture Ed Harris
Laura Linney Picture Laura Linney

 Bir film ve sahte yaşamlar- Hepimiz birer Truman’ız

Peter Weir’ın yönettiği 1998 yapımı filmde; Christof adlı bir yapımcının Truman Show adlı programı yaklaşık 30 yıldır canlı olarak yayınlanmaktadır.Dünyada milyonlarca izleyiciyi televizyonları başına bağlayan bu program rating rekorları kırmaktadır. Bu büyük başarının altında annesinin isteği dışında doğan bir bebeğin TV şirketi tarafından annesinden alınarak, günlük dünya gibi kurgulanmış devasa bir stüdyoda bir yaşama başlatılması ve bunun da gizli kamera sistemleri ile izleyiciye aktarılmış olmasıdır.

Truman’ın farkında olmadığı ve 5.000 kameranın sürekli izlediği ve canlı yayına aktardığı bu yaşam, Truman’ın bebekliği, çocukluğu, gençliği an be an izleyiciler tarafından izlenmektedir.Ailesi, arkadaşları, işi ve evliliği bile aslında bir düzenektir, eşi bile sözleşmeli bir oyuncudur. Yaklaşık 30 yıldır yaşadığı herşey canlı yayında izleyicilere sunulmaktadır. Truman, bulunduğu kenti bir ada zannetmektedir ve bir gün öldüğünü zannettiği figüran babasını görünce bir şeylerden kuşkulanmaya başlar, ardından çevresinde olan biten şeylere dikkat kesilerek, kimi şeylerin belli düzenler içinde yer aldığını fark edip sorgulamaya başlar.

Truman bir oyuncu olduğunu bilmeyen oyuncudur.Truman’ın çevresindeki insanlar oyuna katılan figüranlardır ve izleyiciler de programın devam etmesini sağlayan kişilerdir.

Biraz beyin fırtınası yaparsak, bu şablonu en küçük alandan yani kendi yaşamımızdan, toplumsal yaşama ve daha da ötesine oturtmamız mümkündür ki hiç de eğreti durmayacak ve şaşırtıcı benzerliklerle, bizlerin de birer Truman olduğumuzu hayretle göreceğiz.

Bizler de Truman’ki gibi bir yaşama doğduğumuzu, yaşamımızı yöneten ve yönlendirenlerin hazırlanmış olduğu bir düzeneğin parçası olduğunumuzu, seçimlerimiz gibi görünen şeylerin aslında bir kurgu içinde sadece spontane gelişimine izin verilmiş şeyler olduğunu ve bizlerin de bunların farkına varmadan yaşadığımızı düşünebiliriz.

Ünlü düşünür Gurdjieff şöyle der: “Sen kendi durumunun farkında değilsin. Hapishanedesin. Bütün dileğin, eğer akıllı bir kimseysen, kaçmak olmalıdır. Hapishanedeki insanın, herhangi bir zamanda kaçma şansı olduğunda, önce, hapishanede bulunduğunu fark etmesi gerektiğini söyler aynen Truman’ın ancak, sahte dünyasının farkına varıp da kaçmayı düşünmesi gibi. Gurdjieff’e göre insan, bunu fark etmediği, kendisinin özgür olduğunu kabul ettikçe hiç kurtulma şansı yoktu. Hiç kimse ona, iradesi haricinde ve isteklerine aykırı olarak zorla yardımda bulunamaz, onu özgürlüğe kavuşturamaz.

Sevdiğim düşünürlerden biri olan Krishnamurti’de özgürlüğe değinirken, “İnsan özgür olmadıkça, kendi hakkında hiç bir öğrenemez. Kişi kendini herhangi bir düzeneğe, formüle ya da kavrama göre değil de, gerçekten olduğu gibi gözlemleyebilmek için, özgür olmalıdır.Zihinlerimiz koşullanmıştır. Bu kesin bir olgudur. Belirli bir kültür ya da toplum tarafından koşullanmıştır. Çeşitli izlenimlerden, ilişkilerdeki gerginlik ve çekişmelerden, ekonomiye, ortama, eğitime ilişkin etkenlerden, dinsel açıdan uygunluk sağlama çabasından vb. etkilenir.” , der.

Öğretilerin ve düşünürlerin vurguladığı, insanın uykuda olduğu gerçeği, ne yazık ki uykuda olan pek çoğumuz için farkına varamadığımız bir durumdur.Sıradan yaşamlarımızın bile bize ait olmadığı, aile, çevre, toplum, ekonomik ve siyasal sistemler tarafından oluşturulduğu gerçeğini göz ardı ederek bir nevi uyku içinde, uyuklayarak yaşamlarımızı sürdürmekteyiz.

Gurdjieff’in değindiği gibi, herkes kendi hapishanesi içinde Truman’ın sadece kendi adası içinde özgür olması gibi, kendi adalarımız içinde özgürüz.Yaşamın bütününü bu ada zannedersek bu ada içinde bir parça özgürüz. Ancak bu yine de, ne kadar inkar edersek edelim yaşamımızın sahte/kurgu/başkaları tarafından düzenlenen bir yaşam olduğu gerçeğini değiştiremez.

Kimi zaman Truman, kimi zaman onun kurgusal yaşamında yer alan oyuncular olabiliriz.Bu durumda da başkasının sahte yaşamının, gerçekmiş gibi görünen sahte öğeleri olarak yer alırız.Yine de bir hapishanede olma gerçeğinden kaçamadığımız adada, bu kez farkında olan bir Truman olarak yer alırız O’nun yaşamında. Her iki durumda da gerçekmiş gibi yaptığımız şeyler (farkında olarak/oyuncular ya da olmayarak/Truman) yaşadığımız yaşamlar bir kurgunun içinde yer alır ki özgürlüğün ilk adımı bunun farkına varmakla başlar.

2007

Burcu Barış Künar – Milliyet Blog

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here