Saat 21.45 civarı. Günün koşturmacası sona ermiş, eve dönme zamanındayım. Otobüs durağına doğru hızlı adımlarla yürüyorum. Bir de fena soğuk, üşüyorum. Ne taraftaydı bu durak diye bir o yana bir öbür yana adımlarken kararsız kaldım bir an. O sırada kulağında kulaklıkla acele adımlarla yürüyen bir kadın beliriverdi önümde. Kesinlikle toslamadım! Zaten kendi düşünmek halimden onun varlığını fark etmedim bile. Fakat kararsız yönelişlerimden ötürü muhtemelen hızını kestim. İki eli ile “Hey Allahım!” der gibi bir hareket yaptı ve yürüdü gitti. Arkasından bakakaldım. Neden bu kadar benciliz diye düşündüm. Ne olur ki yani sadece 3-5 saniye yavaşlasa? Başka bir zaman, başka bir yolda aynı durum kendi başına da gelebilir. Ben de onun için yavaşlarım. Tam başımı Adanalı edası ile eğip “Ne var???” diye dayılanacaktım arkasından ki her şeyin insanlar için olduğunu hatırlayarak durdum.

Epey uzun bir süre durakta otobüs bekledim. İndi bindi yaparak binebileceğim çok araç geçti. Dolmuş, minibüs, başka otobüs seferleri hatta taksi. Yok burayı öğrendim! Ne istediğimi bilip kararlı bir duruş sergileyince istediğim şey kesin oluyor. Son sefer geçmediğine göre illa ki gelecek Üsküdar-Üst Bostancı otobüsü. Yalnız bir endişem var. İstanbul kartımın içinde kaç lira kaldı emin değilim. En son dün bir otobüse binmiştim. Kendim için basarken genç bir adam, Allah rızası için diyerek onun için de basmamı istediğinde “üç kağıtçı bunların hepsi” diye konuşan çok bilmiş kafa sesime hiç kulak vermeyip, gülümseyerek yardımcı olmuştum. “Sağolasın abla, Allah razı olsun…”

Etrafta dolduracak yer de yok. Birine parasını verip kendi kartını basmasını rica etmek ihtimal dahilinde ama bozuk param hiç kalmadı. Neyse dedim, evren doğru hareketi alkışlar. Madem kararlılıkla bekledim bu otobüsü, bence alkış olarak kartımda yeterli bakiye kesin çıkar. Gönül rahatlığı ile bin bak göreceksin! Öğrendiğin bir bilgiyi hayata geçirdin neticede, hayatın bir gülümsemesi olmalı buna.

Didiiiiiit! Kırmızı ekran. Yetersiz bakiye…

Tamam stres yooook. Parayı bozacak bir insan mutlaka çıkar. Önce şoförden izin istedim, sorunu çözmek üzere. Sonra oturdum boş bir koltuğa. Çantamdan para çıkarttım. Etrafıma bakındım, gülümseyen bir yüz aradım. Sağ tarafta kulağında kulaklıkla sakince müzik dinleyip etrafı izleyen bir genç kadın oturuyordu.

“Affedersiniz, kartınız müsaitse ödemeyi buradan yapsam size basabilir misiniz?”
“Ah tabi. Bir saniye hemen çıkartıyorum kartımı.”
Ne tatlı bir gülümseyişi var…
“Buyrun.” Parayı uzattım.
“Ah hayır! Almam.”
“Ama neden?”
“Almam çünkü aynısı dün benim başıma geldi. Bir başkası da benim için basmıştı.”

Ulan evren, alkışında bile ters köşeye yatıran kusursuz zekâna
vurgunum ben senin!

Heeer şey insan insana…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here