Modern hayatımızın yoğun ritmi içerisinde bizi içimizdeki derin boyuttan ayrı koyan sonsuz bir eylem döngüsü içinde hareket ediyoruz. Akıllı telefonlar ve bilgisayar ekranlarına olan bağımlılığımız bizi varoluşumuzun yüzeysel algısında hapsediyor; dışarıdaki gürültü ve konuşkan zihnimiz sürekli olarak ilgimizi dağıtıyor, bizi öz doğamıza köklenmekten alıkoyuyor. Ve hiç farkında olmadan, ruh özünden yoksun materyalist bir varoluş kültürü içerisine her gün daha fazla çekiliyoruz.

Bu zamanda daha doğal olanla bağımızı güçlendirecek, öz benliğimizin derin kökleriyle bağlantıda bir yaşam sürmemize yardım edecek, şimdiki anın farkındalığını günlük yaşantımıza demirleyecek “dışadönük” aktivitelerin ne kadar önemli olduğunu farkediyorum. Yıllar içerisinde hayatlarımızı bildiğimiz bilmediğimiz alanlardan besleyen, eylem ile bilinçli farkındalık (ya da genişleyen bilinç) halini bir araya getiren bir dizi basit pratik geliştirdim. Farkındalıklı yürüyüş, sevgi ve adanmışlıkla yemek pişirme gibi aktiviteler bizi “yaşam ağı” ile tekrar hizalar, yaşamın güzelliği ve mucizeleriyle olan doğuştan bağımızı tekrar hatırlamaya başlarız. Hayatımızın dışadönük alanlarında bir “çöp temizliği” yapmamıza yardım ederler, ve böylece biz yalın ve gerçek olanda köklenmeye başlarız. Eylem ve bilinçli farkındalığı bir araya getiren bu pratiklerden biri “temizlik”tir.

Temizlik Sanatı

Bambu gölgeleri merdivenleri süpürüyor,

Ama hiç toz kalkmıyor.

Ay ışığı havuzun derinliklerine işliyor,

Ama suyun üzerinde hiçbir iz bırakmıyor. 

Nyogen Senzaki

Temizlik sanatı çoğunlukla önemi yeterince kavranamamış olan spiritüel bir pratiktir. Çalı süpürgesi ile avluyu süpüren Budist keşiş imajının derin bir anlamı vardır. Temizlik pratiği olmadan kutsal alanla derin birlik haline izin veren “boş alan” yaratılamaz. İç ve dış temizlik spirituel pratiğin temelini oluşturur; keşişin süpürgesi yere dokunduğunda Yeryüzü ile özel bir ilişki halindedir. İçimizdeki ve varoluştaki kutsal olan ile ilişki halinde yaşamak için kutsal alanımızı yaratmamız gerekir.

Günümüzün yoğunluğu içerisinde kişinin kendi evini temizlemesi hoşa gitmeyen angarya bir iş gibi düşünülür. Kutsal bir ritüele başlamadan önce bedenimizin banyo temizliğine çekinmeden zaman ve enerji (ve pek çok da pahalı ürün) harcarken, yaşam alanımızın temizliğine nadiren öncelik veririz. İçinde yaşadığımız kültür etrafımızdaki “mikrop”ları tamamen ortadan kaldıracak, mikroplardan çok daha toksik olan ürünler kullanmamızı teşvik ederken, biz ait olduğumuz yaşam alanlarımıza gerekli ilgiyi, farkındalıklı şefkati uyguluyor muyuz?

Fırçalarımız ve elektrikli süpürgelerimizi elimize almış olarak tüm sorumluluğa hazır mıyız?

Her bir zerrenin yaşayan bütünün bir parçası olduğunu, hiçbir şeyin birbirinden ayrı olmadığını farkettiğimde, herşeyin ne denli ilgiye ve dikkate ihtiyacı olduğunu kavramaya başladım. Ve bu duyguyu ve kavrayışı  günlük temizlik pratiğime aktarıyorum. Bir masayı temizlerken, bir rafın tozunu alırken onlara ilgi ve sevgimi aktarıyorum… Çünkü tüm varlıklar sevgi ve ilgiye cevap verir; sadece insanlar, hayvanlar ya da bitkiler değil, “her şey”. Sadece ihtiyacım olan kadarına sahip olmak kavrayışına ne kadar sahipsem, aynı şekilde sadece bakabileceğim, sevgi ve ilgiyi aktarabileceğim kadarına sahip olmalıyım algısının da çok önemli olduğunu hissediyorum. Bu kavrayış aslında tamamen herşeyin içinde varolan kutsal alanın kabulü, günlük hayat içinde kalpte yaşamak pratiğini gerçekleştirmek ile ilgili…

Belki de ben sevgi ve ilgiden yoksun bir ailede yetiştiğim için bu ihtiyacı çok güçlü bir biçimde hissediyor olabilirim, ancak algılıyorum ki bu kavrayış her şeyin sonsuz Sevgi kaynağının bir parçası olduğuna, tüm varoluşun Sevgiden dokunmuş olduğuna dair derin bir iç bilişten geliyor. Ve işte bu farkındalıkla, temizlik yaparken, beni çevreleyen her şeye dikkat kesiliyorum… Onların farkındayım, ilgimi aktarıyorum, biliyorum ki onlar da sevgiye ihtiyaç duyuyorlar.

Girl Sweeping. William McGregor Paxton, 1912. Pennsylvania Academy of the Fine Arts

Kabul etmeliyim ki temizlik yapmayı çok seviyorum. Temizlik yapmanın son derece güven tazeleyici olduğunu hissediyorum. Kişisel olarak ben boşluğu seviyorum, içsel ve dışsal alanlara sahip olmayı seviyorum.  Yaşam alanımı temizleyerek boşluğu yaratıyorum, onu çok kolay bir biçimde birikiveren artıklardan arındırıyorum. Sevgi ve ilgiyle temizlik yaptığınızda yalnızca tozları süpürmüyorsunuz, aynı zamanda psişik bir temizlik yapıyorsunuz;  havada asılı kalan düşünce formlarını dahi vakumluyorsunuz. İçinde yaşadığımız toplum yalnızca görebildiği ve dokunabildiği şeylere değer verdiğinden, bu görünmez birikintileri algılayamıyoruz. Ama onlar gerçekler, ve eğer bilinçli farkındalığımızı onlara  vermezsek hayatımızda sandığımızdan daha çok kirlilik yaratıyorlar. Nasıl ki bir rituel banyosu ibadet eden kişiyi hazırlıyorsa, ya da bir tapınağa, camiiye (hatta bir arkadaşımızın evine) girmeden önce ayakkabılarımızı çıkartıyorsak, temizlik de günlük hayatımızda kutsal olanla yaşamanın önemli hazırlıklarından biri.

Öğretmenliğe ilk başladığım yıllarda, Amerika’yı dolaşıyor ve insanların evlerinde kalıyordum. O zamanlar çoğunlukla Jungçu psikoloji gruplarına ders veriyordum, yani bazı zamanlarda terapistin evinde konaklıyordum. Bu günlerden birinde bana “boş oda”lardan birindeki bir yatak verildi, bu oda aynı zamanda ev sahibinin terapi odasıydı. Huzursuz geçen birkaç saat sonrasında uyumaya çalışmaktan vazgeçtim ve farkına vardım ki tüm hastalarının psişik enerjilerinden oluşan bir çorbanın içinde yatıyordum. Terapist arkadaşım yaptığı terapi çalışmalarıyla bilinçaltında barınan duyguları, öfke ve depresyon gibi gölge dinamikleri bilinç alanına çıkarıyordu. Ve bu psişik alanlar içeri adım atacak olan bir sonraki kişiye yapışmak için odanın içinde yüzüyorlardı. Terapistin psişik temizliğin ne olduğuna dair bir fikri yoktu. Ne yazık ki almış olduğu eğitime ve pratiğe bu bilgi dahil değildi. Odanın içindeki hava tamamen artık haline getirilmiş psişik enerji ile doluydu.

Yaşadığım bu olay aslında olağanüstü bir durum değil. Şifa yapan insanlar bazen seanstan sonra ellerini yıkarlar ya da silkelerler, ancak o zamanda hastalık ya suya geçer ya da havaya. Böylece aynı hastalığı ya biri içer, ya da solur. Benim üstadım, Sufi şeyhi ile birlikte Hindistan’dayken, bazen onu biri üzerinde şifa uygularken izlediğini anlatırdı. Her şifa seansından sonra Sufi şeyhinin avuçlarını birleştirerek ağzına götürdüğünü söylerdi. Şeyh, kişiden temizlediği hastalığı, havada asılı kalmasın ve bir başkasının enerji alanına yapışmasın diye kendi içine doğru çekiyor ve öğütüyordu.

Ekolojik farkındalık bize geri dönüşümün ve kompostlamanın önemini öğretiyor. Günlük hayatlarımızdan arta kalan atıkların toprak doldurma yöntemiyle yığılı kalmasına izin verilmemeli. Suyumuza geçmelerine de izin verilmemeli; toprağa oranla daha az görünür halde olsa da, sistemimizden geçen tüm sakinleştiriciler ve diğer ilaçlar suya karışıyor ve balıkların mutasyon geçirmelerine neden oluyorlar. Pek çok ekolojik farkındalığı gelişmiş insan, toprağı kirletmemek için, çöp kutularında mümkün olduğunca az artık bırakmayı bir pratik haline getirmişlerdir. Yiyecekleri ve su kaynaklarını korumak amacıyla aktif olarak çalışırlar; bu gerçekten övgüye değerdir. Ancak eğer spiritual ekolojiyi uygulamak istiyorsak, ekolojik farkındalığımıza ruhsal olanı dahil etmek istiyorsak, arkamızda bıraktığımız artıklarımıza dair daha büyük bir farkındalığa sahip olmamız gerekiyor. Kendi birikintilerimizi temizlemeyi, “boş alan”ımızı yaratabilmeyi, temizlik algımızda titizliği öğrenmemiz gerekiyor.

Temizlik pratiğimize yeterli dikkati verdiğimiz zaman, temizlediğimiz kirler, tozlarla birlikte psişik artıklar da arınıyorlar. Dikkat çoğunlukla “nefese odaklanma” ile ilgilidir, böylece dikkatimiz ve nefesimiz birlikte çalışmaya başlarlar.1 Bu şekilde çalıştığımız zaman, birikintiler bize zarar vermezler. Bu pratik bende derin bir tatmin duygusu uyandırıyor.

Günümüz toplumu bize biriktirmeyi öğretiyor, nasıl boşluk yaratacağımızı öğretmiyor. Ancak iç ve dış dünyalarımızda gerçek ruhsal çalışmanın içinde olabilmek, İlahi olana alan açmak, kutsal olana geri dönebilmek için, günlük hayatlarımızda kendimize uygun bir arınma pratiğini oturtmamız gerekiyor. Bilinçli olarak yemeyi, dış dünyamıza karşı duyarlı olmayı, avlumuzu süpürmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Ve kendi evimizi, hem fiziksel, hem de içsel olan evimizi nasıl temizlememiz gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor. Meditasyondan önce zihni boşaltmak, o anda bize gerekli olmayan düşüncelerden arınmak ne kadar önemliyse, yaşam alanlarımızı da bilinçli ve sürekli olarak temizlemek de bir o kadar önemli. Dikkat ve bilinçle toz aldığımız, yerleri süpürdüğümüz zaman farkındalığımızı benliğimizin köklenme alanına getirmiş oluyoruz. Bu kavrayış çevremize olan saygımızla ilişkilidir.

El yapımı çalı süpürgeleri, Filipinler. CEphoto, Uwe Aranas (Wikipedia)

Bazı kadim Kelt geleneklerindeki törenlerde, düğünden sonra gelin ve damat kutlama alanına yürürlerken, önlerinde genç bir erkek ve kız ellerinde çalı süpürgeleriyle onlara eşlik ederler; böyle yaparak mutlu bir düğüne engel olabilecek kötü ruhları süpürürlerdi. Bu kadim ritüeller iç dünyaların günlük hayatımızı nasıl etkileyebileceklerine dair bir anlayışı iletirler. Spiritüel ekoloji pratiğinde yalnızca fiziksel dünya ile çalışmıyoruz, kendi iç dünyalarımız ile de çalışıyoruz ve bu alana son derece saygı göstermeliyiz. Daha hafif şekilde yaşamayı, arkamızda mümkün olduğunca az birikinti bırakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Çalı süpürgelerimizi elimizi almayı yeniden öğrenmemiz gerekiyor. Bu kendi alanını temiz tutma pratiği farkında olduğumuzdan çok daha önemli.

1Sufi geleneğinde biz kalple çalışırız, karanlık ve birikintiler de Sevgi ile kalbin içinde eriyerek çözülürler. Sufilere bazen “süpürücüler” denir, çünkü onlar başkalarının geride bıraktıklarını, dünyanın tozunu siler, süpürürler.

Llewellyn Vaughan Lee & Hilary Hart

Çeviri: Selin Mikaela Bolu

https://www.facebook.com/selin.bolu

© 2017 The Golden Sufi Center. “Spiritual Ecology: 10 Practices to Reawaken the Sacred in Everyday Life” eserinden derlenerek yazılmıştır.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here