Amin Maalouf demiş ki; “Zamanın iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, derinliği tutkulara bağlı.”

Tutku (passion), acı çekmek (to suffer) anlamına geliyormuş. Evet, doğru okudunuz.
Ama öyle sıradan bir acı çekiş değil, bile isteye ve gönülden bir acı çekme. Hatta bir çeşit kutsal bir acı çekişe de bağlanıyor.

Herhangi bir şeyi o kadar çok istiyormuşuz ki, ona ulaşmak için her şeye katlanmayı ifade ediyormuş aslında tutku.

Yolun sonundaki hedef noktasını net görerek, ona giden yolda yılmamayı, başına gelebilecek her türlü şeye hazır olmayı, ne pahasına olursa olsun vazgeçmemeyi anlatıyor…muş. –Muş diyorum çünkü bunlar kitapta yazan, kelimenin kökeni ile ilgili linguistik bilgilerin açılımı.

Kevin Hall “Aspire” adlı kitabında, sözcüklerin hayatımızdaki gücünü anlatıyor. Ağzımızdan çıkan her kelimenin aslında nasıl bir etki yarattığımıza doğrudan etki ettiğini anlatıyor. Adeta bir büyü gibi.

Bunu yaparken de kitabın her bölümünde bir kelimeyi derinlemesine inceliyor, hem dilbilgisi açısından hem de anlamı açısından. Sonrasında da o kelimeyle ilgili bir hikaye anlatıyor. Gerek iş hayatında gerekse özel hayatta kullandığımız sözcüklerin içinde yaşadığımız şartları oluşturduğunu söylüyor. O denli önemliymiş ki sözcükler, bize istediğimiz hayatı yaşatabildiği gibi tam tersi de geçerliymiş.

Beni en çok etkileyenlerden biri “Tutku”(passion) kelimesi oldu.

Şimdi dönüp hayatımıza baktığımızda, sorabiliriz, “nedir benim tutkum?” diye. Bu, öyle bir şey olmalı ki, yukarıda saydığım tüm şartları yerine getirebilsin.

Evet nedir sizin tutkunuz bu hayatta ?

Ne için mücadele etmekten hiç yılmazsınız ?

Onun uğruna gerektiğinde acı çekebilirsiniz ? Ve bu acıdan bile güç alırsınız ?

Tutkunuz için mücadele ettiğinizde, sonunda kazanan olursunuz. İstisnasız!
Bir amaca yönelik olmadan acı çektiğinizde ise, kurban!

Her zaman olduğu gibi seçim sizin.

4 YORUMLAR

  1. Ayşegül, yine muhteşem bir yazı…
    Geçenlerde Mehmet Ayun’la bu konuyu konuşuyorduk… Kelimelerin kökleri o kadar önemli ki… Yaşamımızı yaratıyor… Şaka veya bir benzetme değil, gerçekten yaratıyor… Ne söylersek yaşam onu hazırlıyor bize…
    Geçenlerde İngilizcede CESARET kelimesinin KALP kelimesinden geldiğini öğrendim… Cesaret korkmamak değil, korkuna rağmen KALBİNİ AÇABİLMEK – İNCİTİLEBİLİR OLMAYA İZİN VERMEKTİR diye tarif ediyordu yazar… Kelimeler o kadar önemliymiş ki meğer…
    Yanabileceğini bilsen bile tutkularının peşinden gitmen dileğimle…

    Not: Ben denedim, Vallaha yanmıyorsun, yansan da umrunda olmaz zaten… 🙂

    • Hahah😄😄😄 aynen öyle..
      Yanmadan olmaz, iş ki bilr isteye keyifle yanmayı göze almak.. Çok teşekkürler Volkancım😘😘

  2. Gerçekten cok güzel kisa ve öz dile getirilmiş… benimde epeydir üstüne kafa patlattigim bi konu bnm de bisiler yazasim geldi… bnmki bu kdr kisa ve net olmayabilir edebiyatçıyım huyum kurusun 😂 yazınca paylasirim sizlerle… 🙏

    • Benim de amacım net ve çarpıcı yazarak farkındalıklar yaratmak, kalplere dokunmak, ilham vermek 💕
      Çok teşekkürler 🙏🏼

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here