Şehrin ortasından geçen nehir üzerinde kurulu ahşap köprülerden biri

Siyam Yenildi

 

Bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi, Kamboçya ´nın bir milyona yakın nüfuslu, ikinci büyük şehri Siem Reap ´da Angkor Wat ´dan fazlası var…

Siyam yenildi anlamına gelen şehrin ismi Siyam ve Kımer halkları arasındaki asırlık çatışmayı (XVII. yy. ) simgeliyor. Siyam ( Thai ) Krallığı ordusu burada Kımerlere yenildiğinde, kazanılan zafere atıfta bulunarak, şehre Siem Reap adı verilmiş.

 

 

 

Şehir merkezinde bir cadde

 

Evrensel çekim yasası

Bu seyahat kararımı ailemle paylaştığım andan yola çıkacağım güne kadar, başta oğlum olmak üzere herkes, kadın başına ne işin var oralarda diye endişelenip, sürekli beni vazgeçirmeye çalıştı. Güvensiz ülke laflarına aldırış etmeden, üç haftaya yakın bir süre kaldığım Kamboçya ´da en ufak bir güvenlik problemine şahit olmadım. Belki de güvenlik endişesi duymadığımdandır. Bu konuda endişelenip, sürekli negatif yayın yapsaydım  güvenlikle alakalı bir sorun görmem ve hatta yaşamam münkün olabilirdi. Evrendeki çekim yasası her daim yaşamımızı etkilemiyor mu?

 

 

 

Endişelerden sıyrılıp, özgürleşmek

Ağustos ayında yaptığım Kamboçya gezim tropikal yağmur mevsimine ( haziran – ağustos ayları ) denk gelmişti. Hava sıcaklığı ortalamasının 30°C, nem oranın %90 lara ulaştığı bu mevsim size uymuyorsa aralık – şubat ayları arasını seçmenizi tavsiye ederim. Üç ay süren bu uzak doğu gezimde neme alışmam bir kaç haftamı almıştı.

Gün içinde ara ara yağan çok şiddetli yağmura yakalandığınızda  korunaklı bir yere sığınıp beklemekten başka yapacağınız hiç bir şey yok. 5 – 10 dakika sonra aniden kesilen ya da yavaşlayan yağmurda yürümeye devam edebilirsiniz. O 10 dakikalık şiddetli yağmur bir anda sokaklarda nehirler oluşturuyor. Bu bölgeleri gezerken tek ihtiyacınız olan şey rahat bir terlik. Ana caddeler dışında tüm yollar toprak. Çamurlu suyun aktığı bu dere sokaklarda, ayak bileklerinize ulaşan bulanık suyun içinde adımlarınızı endişe etmeden attığınız sürece ayaklarınız özgürlüğün keyfini çıkartıyor.

Siem Reap ´da hayat: 3 dolar, 5 dolar, 10 dolar

Kamboçya para birimi rieli ufak tefek alışverişlerinizde para üstü olarak görüyorsunuz. Döviz bürosuna hiç gitmenize gerek yok. Dolar daha rahat el değiştiriyor. 1 Amerikan doları yaklaşık 4000 riel.

 

 

 

Gelirinin tamamı yerel yardım derneklerine bağışlanan “New Leaf Cafe”

 

 

Söz paradan açılmışken, bu ülkede yeme-içme çok ucuz. Tek dikkat ettiğim, bağış esasıyla işletilen kafe ve restoranlarda yemek yemek, mağazalarda alışveriş yapmaktı. Çocuk istismarının çok yüksek oranda olduğu bu ülkede otel, restoran, kafe ve mağazaların çoğu çocuk istismarıyla mücadele etmek için yoğunluklu olarak yabancıların ( ağırlıklı olarak frankofonlar ) teşvikiyle oluşturulan sosyal sorumluluk projelerine, derneklere kurumlara gelirlerinin belli bir oranını bağışlıyorlar. Bu bağışlarla oluşturulan fonlar çocukların yaşam şartlarının iyileştirilmesi, eğitimleri ve özellikle sanatsal yönlerinin beslenmesi için kullanılıyor.

 

 

“New Leaf Cafe”
“Angkor Macaron” da fransız tarzı pasta ve makaronlar vitrinden bana göz kırpıyorlar…

Evet, Kamboçya ´da çok fazla yabancı yaşıyor. Siem Reap ´dan Battambang ´a yaptığım otobüs yolculuğunda tanıştığım Amerikalı yoga hocası Jennifer Osallivan 13 yıldır kocası ve 2 çocuğuyla burada yaşıyormuş. Kocasının restaurantları varmış. Çocukları fransız okuluna gidiyormuş. Eski Fransız sömürgesi Kamboçya ´nın gezdiğim bölgelerinde fransız etkileri her yerde kendini hissettiriyor. Kolonyal mimari, baget ve bilimum ekmek pasta çeşitleri ne kadar çok göze çarpsa da fransızca konuşan Kımerli sayısı yok denecek kadar az.

 

 

Siem Reap ´da Tapas Bar deyince ilk akla gelen yer meşhur “La Boca Loca”. Bu bara gerek şehirde yaşayan yabancılar, gerekse turistler çok rağbet ediyorlar. Birbirinden lezzetli tapasların sırrı esmer güzeli Türk kızı Gülcan ´da . Burada herkes ona “La Rose” (gül) diyor. Yolunuz düşerse benden selam söyleyin.

 

Konaklamanın da çok ucuz olduğu bu şehirde şehir merkezinde 4 gece S Hotel ´de 1 gece de Visoth Boutique Hotel ´de kaldım. Tüm oteller gibi bu oteller de ücretsiz transfer hizmeti, ücretsiz ya da indirimli masaj hediyeleri veriyorlar. Geniş, ferah odalarda her türlü konfor düşünülmüş. Büyük ekran flat tv, klima, balkon, king size yatak, odaya ücretsiz masaj servisi ve daha nicesi  insanı o kadar rahat ve konforlu hissettiriyor ki insanın hiç bir yere gitmeyip, kalası geliyor.

 

Kampot Biberi

Her ne kadar Fransız mutfak kültürü Kamboçya ´da etkisini gösterse de, Kımer topraklarında binlerce yıldır yetiştirilen Kampot biberi de fransız yemeklerinin baş tacı bir baharat. Dünyanın en gurme biberi diye bilinen bu biberi ilk olarak 1200 lü yıllarda Çinli kaşifler keşfetmiş.  Ne zaman ki Fransız sofralarına konuk olmuş ( 1800 lü yıllar ) işte o zaman dünya çapında tanınmaya başlamış. Yeşili, siyahı (Türk mutfağının vazgeçilmezi karabiber) kırmızısı ve beyazı var. Kampot biberini çarşı pazar tezgahlarından alabilirsiniz. Ama ben şehrin en işlek bölgesi Old market, nam – ı diğer Pub street ´de bir sene önce açılmış The Ten Bells  Bar ´ın genç fransız müdürü Fred ´in tavsiyesine uyup, çarşıdan biraz daha pahalı ama daha kaliteli olduğunu söylediği, Starling Çiftliği ´nin şehir merkezindeki mağazasından aldım.

Alabileceğiniz tek şey biber değil. Köylü kımer kadınlarının elde bambu liflerinden ördüğü hasır terlik, çanta ve aksesuarlar, Kamboçya ipeğinden yerel tasarımcıların ürettiği rengarenk bluzları elbiseleri almasanız bile renk ve desen cümbüşünün içinde gezinirken zamanın nasıl geçtiğini fark edemiyorsunuz.

Ateş Dağı Phnom Pleung

Acıktınız mı? Güzel bir kımer barbeküsüyle akşam yemeğinizi taçlandırabilirsiniz. “ Phnom Pleung “ ( Ateş Dağı ) olarak adlandırılan bu lezzet tıpkı İsviçre ´nin meşhur fondüsü gibi masada hazırlanıp müşteri tarafından pişiriliyor. Yanında ne mi içeceksiniz? İster buz gibi Angkor birasını yudumlayın, ister güzel bir fransız şarabını.


Gazlı ocağın üstüne yerleştirilen metal tencerenin içinde suda sebzeler ve noodle haşlanırken , tencerenin tepesindeki düzlükte ise domuz, kuzu, dana, balık ve timsah etleri minik parçalar halinde ızgara ediliyor. Timsah eti lastik gibi sert bir et.

Karnınız doydu ama gece daha bitmedi. Sıra da Apsara Dans Şovu var. Bunu da bir sonraki yazımda okuyabilisiniz…

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here