Doğu ´nun mistisizmiyle Batı ´nın modernizminin içiçe geçtiği Bangkok `a merhaba (Sawadee)

Kamboçya´dan Tayland ´a 100,- USD altında uygun fiyatlara uçakla seyahat edebileceğiniz gibi 30,- USD ´nin altına otobüsle de gidebilirsiniz. Otobüs şirketleri arasında eli yüzü en düzgün şirket Nattakan. Asıl önemli olan, sadece Nattakan otobüsleriyle sınırda araç değiştirmeden geçiş yapabiliyor olmanız. Diğer şirketlerde Siem Reap ´dan otobüse biniliyor, sınırda valizlerle sınır geçiliyor, Tayland tarafında başka bir araca biniliyor. Halbuki, Nattakan otobüsünde bagajlarınız araçla gümrüğü geçiyor siz de yürüyerek geçerek tekrar otobüsünüze biniyorsunuz.

 

Burada önemli bir bilgi daha paylaşmak isterim. Tayland ´a havayoluyla girişte 1 ay, karayoluyla girişte 15 günlük vize veriliyor. Gümrük geçişi sonrası otobüsünüze bindikten sonra, yemek servisi yapılıyor. 10 saatlik yolculuk sonrası Bangkok ´tasınız.

 

Bangkok ilginç bir şehir. İstanbul ´u aratmıyor. Dev gökdelenlerdeki alışveriş ve iş merkezlerinin kapladığı (İstanbul Maslak, Nişantaşı, Taksim, Ataşehir ´in karışımı) Sukhumvit, en büyük tapınakların bulunduğu şehrin en eski yerleşim bölgesi Rattanakosin, Çin Mahallesi ve daha niceleri için trafiği, gürültüsü, hava kirliliği gibi pek çok olumsuzluğunu sıralayabilirim. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki tüm olumsuzluklarına bakıp onları görmemek, onlara takılmadan güzelliklerinin peşine düşüp, tadını çıkarmak da mümkün…

Bangkok ´da bir hostel

Bangkok ´da Niras Bankoc Hostel gibi muhteşem bir hosteli booking. com ´dan bulup, orada konakladığım için kendimi çok şanslı hissettim. Sade ve zevkli dekorasyonu, dost canlısı genç çalışanları, temizliği, lezzetli kahvesi ve kahvaltılarından o kadar çok memenun kaldım ki Bangkok ´a gidecek tüm gezgin dostlara tavsiye ederim. Tayland ´ın kuzeyinde Chiang Mai şehri seyahatim sonrası sabah erken saatlerde döndüğüm Bangkok ´dan akşam saatlerinde İstanbul uçak saatime kadar da valizlerimi bıraktığım, gün içinde dolaşıp akşamüstü dönüp duşumu alıp, dinlendiğim bu şirin hostelde tam iş çıkış saatine denk gelen havaalanına gidişim için sağanak yağmurda üç çalışanının cadde başlarını tutup her bir koldan bana taksi bulmak için yarım saat uğraşmalarını hayatım boyunca unutmayacağım.

Yoğunluklu olarak gençlerin, sırt çantalı gezginlerin konaklama yerleri hostellerde konaklama fikri başlarda, samimi olarak itiraf etmem gerekirse bir yandan beni ürkütüyor, diğer bir yandan da bilinmeyene karşı doymayan merakım yüzünden bir o kadar da beni çekiyordu. Bilinmeyene karşı merakım, cesaretimle birleşip korkuma galip gelmişti. Ve bu galibiyetin hazzıyla dünyanın farklı coğrafyalarından, kültürlerinden o kadar çok insanla tanışıp, o kadar çok şey öğrendim, o kadar çok şey paylaştım ki, tüm bunları okuyarak, izleyerek, gözlemleyerek yapamazdım herhalde. Bu hostel deneyimimden sonra booking.com dışında hostelworld.com uygulamasını da telefonuma indirdim.

Kaldığım 3 ranzalı odada ilk gecemde tanıştığım Anna da benim gibi yalnız gezgindi ve ertesi gün (Pazar) birlikte Chatuchak haftasonu pazarına  gitmeye karar verdik.

Chatuchak Weekend Market ´de yok yok…

Namı – ı diğer, JJ Market ´de Tayland ´da satılan her ne varsa bulabilirsiniz. Sabah saat 06:00 dan akşam 18:00 e kadar açık. Haritasız gezmeniz mümkün değil; aksi takdirde 27 bölümden oluşan 8000 dükkanın arasında kaybolmanız an meselesi. Canlı yılanlardan, ucuz kıyafetlere, ipeklerden, antikalardan hediyelik eşyalara kadar aklınıza ne gelirse bu pazarda.

Buda heykelleri, eski plaklar, cd ler, müzik aletleri, rengarenk maskeler, eski oyuncaklar, hediyelik eşyalar, sanat galerileri, kitapçılar, ikinci el eşyalar, kıyafetler, ayakkabı çanta aksesuarlar, pet shoplar, bitki, çiçek, bahçe malzemeleri, mobilya ve her türlü ev dekorasyonu malzemeleriyle yeme-içme için restoranlar, kafeler, barlar, büfelerin bulunduğu Cumartesi ve Pazar günleri açık olan bu pazarı günde yaklaşık 30.000 turist olmak üzere toplam 200.000 kişi ziyaret ediyormuş.

Bütün bir günümüzü geçirdiğimiz bu pazar yerinde biraz soluklanmak, ayaklarımızı dinlendirmek enfes bir paella ile karnımızı doyurmak için oturduğumuz Viva´s da sadece midelerimiz değil kulaklarımız da şenlendi. DJ ´in yaptığı müzik eşliğinde yemeklerimizi yerken tüm yorgunluğumuza ve sıcağa rağmen yerimizde duramıyor bir şekilde müziğe eşlik ediyorduk. Günün sonunda, rengarenk, cıvıl cıvıl bu pazardan saunadan çıkar gibi çıkıp, kendimizi hostelimizde buz gibi suyla aldığımız duşlarımıza attık.

Midkoyuan sonrası Kaho San

Duş sonrası bir saat kadar şekerleme tükenen enerjimi toplamama yetmişti. Akşam Anna ´nın doğumgününü kutlayacaktık. Yemek için tercihimiz Midkoyuan ´dı. Bu 60 yıllık lokantaya girdiğimizde zamanda yolculuk yapmış gibi hissettik kendimizi.

papaya salatası

Ortaya bir Som Tam söyledik. Bol acılı bu papaya salatası Tayland seyahatimde vazgeçilmezlerimden biri oldu. Acısız sipariş etmeyi unutmayın çünkü her halükarda acı ve bir elinizde chop stickleriniz veya çatalınızla yerken diğer elinizle de burnunuzu devamlı sileceksiniz 🙂

 

khao pad

Ardından ben karidesli, Anna sebzeli birer Khao Pad sipariş verdik. Khao Pad Orta Tayland bölgesinin geleneksel yemeklerinden. Khao Thai dilinde pirinç, Pad ise kızartılmış demek. Yumurta, soğan, sarımsak, soya sosu, hindistan cevizi palm şeker, chili sos ve nam pla (balık sosu) ile sotelenerek pişirilen bu pilav yemeğini arzunuza göre sebze, tavuk, dana, domuz eti yada deniz mahsullü olarak yiyebilirsiniz.

Yemek sonrası ise, ellerinde tek yön uçak bileti, ceplerinde çok az parayla Uzak Doğu macerasına atılan  sırt çantalı gezginlerin ve hipilerin uğrak yeri Khao San ´a gittik.

Banglamphu bölgesinde yer alan Khao San Road Bangkok ´un bambaşka bir yüzü. Pişmemiş çiğ pirinç anlamına gelen Khao San ´ın sakinleri ilk olarak minik ahşap evlerinin kapılarını yabancılara 1982 yılında misafirhane olarak açmışlar ve 80´li yıllarda gelen sırt çantalı gezginlerin sayısı arttıkça bu ahşap evler birer birer düşük bütçeli pansiyonlara dönüşmüş. 1997 yılında Alex Garland ´ın Kumsal romanının yayınlanmasıyla, romanın açılış sahnelerinin yer aldığı Khao San Güneydoğu Asya ´ya gelen sırt çantalıların geçiş durağı haline gelmiş. Kitabın ardından filminin çekilmesi elbette Khao San ´ın popülaritesini daha da arttırmış. Tahtakurulu hostellerinde yatıp kalkan hipilerin ellerinde bira şişeleriyle dolaştıkları, eğlendikleri bu cadde üzerinde Hippie de Bar ´ın dışarıdaki masalarından birine sanki Hangover 2 film setinin yönetmen koltuğundaymış gibi kurulduk Anna ile. İzleyenler hatırlayacaklardır bu filmin Bangkok sahnelerini. Hatta sırt çantamla Tayland ´a gitme kararımı oğlumla paylaştığımda bana bu filmi hatırlatıp; “ Anne o pis kargaşanın içinde kadın başına ne işin var? “ diye az söylenmemişti. Bir saat kadar oturduktan sonra, saat gecenin 01:00 ´i olmasına rağmen havanın 20 derece üstünde olup buna %90 a yakın rutubetin eklenmesi, ortamın kaosu gürültüsü patırtısı, havadaki kesif uyuşturucu kokusu bize yetti. Sakin ve şirin hostelimize gidip uyumak üzere yola koyulduk.

Yarın Anna ile tapınakları gezeceğiz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here