Ne zaman yepyeni bir hayalin peşinden gitmek isteyip mevcut düzeninizde küçük ya da büyük birtakım taşları yerinden oynatacak olsanız birileri hep size engel oluyor, değil mi?
“Aman yapma, düzenini bozma.”
“Ne olacağı belli olmaz, azıcık aşın kaygısız başın.”
“Sen devam et bildiğin yolda, boşver uyma başkasına.”
“Evet o yaptı oldu ama ya sen başaramazsan ?…”
Bu ve benzeri “koruma” niyetiyle söylenen söz dizilerini en çok kimler sarfediyormuş, biliyor musunuz? Evet bildiniz! Aile ve yakın çevre!
Susan Jeffers’in “Feel the Fear and Do It Anyway” kitabında bundan bahsediyor..Kitabın tamamı çok güzel, bu kısım ise çarpıcı derecede doğru ve farkındalık arttırıcı.
Yani yakın çevremizdekiler olası tehlikelerden korumak adına bizi, sahip olabileceğimiz olumluluklardan ve güzelliklerden koruyor..

Nasıl anlamsız bir cümle oldu değil mi?!! Bir daha okuyun. Nasıl geldi kulağınıza ?
Ama öyle işte..
Yapılan tam anlamıyla bu.Ya şöyle olursa ya böyle olursa gerekçeleriyle fırsatların değerlendirilmemesi kimbilir ne kadar fırsatı kaçırmamıza neden oldu bugüne kadar. Düzenimiz bozulmadı, güvenlik alanımız sarsılmadı ama biz de büyüyemedik. Kaldık güvenli ve bilinen noktamızda. Hani mutluluk güvenlik alanının bittiği yerdeydi peki ? (Happiness is where the comfort zone ends deniyordu hani) Ne oldu şimdi ? Hep aynı kalarak hiç büyümeyerek yaşamak mı istenen ?
“Risk almak” en önemli etken burada tabii, bizi bir adım atmadan defalarca düşündüren.

Risk almak, risklidir. Kimse aksini söyleyemez fakat size şöyle bir cümle kursam eminim çoğunuz hatta tümünüz bana katılacaksınız: Hayatın kendisi bir risktir. Öyle değil mi? Neyi veya hangi durumu garantileyebilirsiniz ? Var mı öyle bir stabil olma hali şu hayatta ? Dünkü ve bugünkü siz bile farklıyken neye tutunmaya çalışıyoruz ?
Susan Jeffers’in incelemelrine göre, aile ve yakın çevrenin bu tip korumacı ve engelleyici yaklaşımlarının temelinde ne varmış peki onu duymak ister misiniz ? Sözkonusu insanın değişmesi durumunda kendilerinin onun hayatındaki yeri ve öneminin de değişme ihtimali!!!!

Evet, aslında esas neden bu, üzerine eklenenler ise görüntü. Herkes, yakınındaki kişinin değişmesinden korkarmış, sonrasında ya kendisini sevmezse, ya kendisiyle ilgilenmezse, vs vs diye..İşte bunu okuyunca gerçekten şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum. Hak da verdim aynı anda. Çok şaşırtıcı öyle değil mi?
Unutmayalım ki, hepimiz ben’ciliz, kendimizi korumak adına. Ego bu minvalde harıl harıl çalışıyor hiç durmadan. Her ne çıkıyorsa ağzımızdan, ne yapıyorsak veya, hepsi biz istediğimiz için oluyor. Kızımız için, annemiz için, erkek kardeşimizin iyiliği için diye başladığımız tüm ifadeler aslında kendimizi korumaya yönelik. Farkettiniz mi hiç böyle olduğunu ?
Bunları duyunca, tekrar gözden geçiriyor insan ilişkilerini, kurduğu cümleleri, yarattığı etkiyi ve belki de sebep olduğu engellemeleri..Sırf kendini garantiye almak adına..
Sevmek, rağmen bir olgudur, şartlı değil. Şartlı olan ise korkudur..

Ne olursa olsun sevebiliyor muyuz peki en yakınlarımızı ?Kendimize rağmen ?

Bir gün bizi bırakıp gitmelerine yol açacağını bilsek bile hayallerine kavuşmalarını destekleyebiliyor muyuz ?
İşte o zaman sevgi bütün güzelliğiyle sarmalar bizi..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here