Şikayetler, aslında dile gelmeyen taleplermiş.

Çok sevmiştim bu sözü ilk duyduğumda..Öyle vecize, özdeyiş falan değil aslında.

“Yargısız Gözlem” yazımda bahsettiğim, Dr.Marshall B. Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” (Non-Violent Communication) kitabında* çok da mantıklı bir açıklaması var..

Şöyle sıralıyor Rosenberg:

İletişim 4 aşamada gerçekleşir:

Gözlem = Yargısız ve ojektifçe olan biteni tanımlamak
Duygu = Gözlemlenen olan bitenden dolayı oluşan duygular
İhtiyaç = Duyguların kaynağı olan karşılanan veya karşılanmayan ihtiyaçları dile getirmek
Rica = İhityacımızı karşılamak için açık ve net bir rica cümlesi oluşturmak.
Çok basit ama etkili!

Hepimiz bu aşamaları şöyle ya da böyle yaşıyoruz, ama tam anlamıyla hakkını vererek sonundaki “Rica” aşamasına sağlıklı bir şekilde yürüyor muyuz ? Bu belki de kendimize sormamız gereken soru..

İşte, kendimizi bu derece öz bir şekilde gözlemlersek, aslında rica aşamasına değil, daha duygu tanımlaması veya ihtiyaç belirlemeye bile gelemeden dilimize takılan “şikayetler”le boğuştuğumuzu göreceğiz.

Ben kendimde bu durumu çok yakaladım. Şimdi ne zaman birşeyden şikayet etmeye niyetlensem, bir an durup düşünüyorum..İhtiyacımı dile getirecek bir rica cümlesi kurdum mu? Bunu karşı tarafa ilettim mi? Cevabım, eskiye dönersem çoğu zaman “hayır” oluyordu..Şiddetsiz İletişim’i öğrenmeye başladıktan sonra ise, ağzımı açmadan önce bir defa düşünüyorum..:) Kendime bu zamanı tanıyorum..

Ricalarınızın hayatta her daim karşılık bulması dileğiyle..

*http://www.siddetsiz-iletisim.com/kaynaklar.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here