Manipüle Edilmiş Hisler

0
311
Manipüle Edilmiş Hisler - 696x455
Manipüle Edilmiş Hisler - 696x455

     Sizlere manipüle edilmiş hislerden bahsetmek istiyorum. Belki duydunuz , biliyorsunuz his ve duygu tamamen iki ayrı kavram . Konuya girmeden önce bununla ilgili sizler için bir hikayem var :

     İlkokul 3. sınıfının bir teneffüsünde elindeki simiti yemeye çalışırken omzunda bir el hissetti küçük kız . Hani şu arkanızdan biri dürter ve siz dürtüldüğünüz tarafa dönüp baktığınızda orada kimse yoktur , ancak önünüze döndüğünüzde….Bu küçük kız karşısında ondan daha da kısa boylu , onun gibi mini mini bir oğlanı, heyecandan kocaman gözlerle , ağzında azı ve ön dişlerinden ikisi eksik olduğu açıkça görülebilecek bir halde , kocaman bir gülümsemeyle karşısında buldu. Küçük kız hala şaşkınlık içinde bakınırken, oğlan küçük kıza dili öndeki eksik dişlerinden dışarı fırlamak istercesine komik bir halde “theni theviyorum” dedi ….. İşte o an küçük kızın içinden gök gürültüleri arasında fırtınalar kopmaya başladı! Elleri yumruk olmuş , sinirden-utançtan-çaresizlikten midir bilinmez o kızarıklık dalga dalga yüzüne doğru tırmanmıştı. O dehşet alanından , gölgesini arkasında bırakarak ciyak ciyak okul müdürünün odasına koştu . Müdüre bir oğlan beni sevdiğini söyledi ama ben onu kesinlikle sevmiyorum ne olur annemi çağırın beni alsın burdan diye salya sümük feryattaydı. Sonrasındaki bir hafta da okula gidemedi .Ve işin kötüsü o günü hala hatırlıyor, o korkuyu, o tehdidi !

     O yaştaki küçük bir kız çocuğu için , sevilmenin böylesi büyük bir tehdit olduğunun yıllar sonra olgun hale gelmiş genç bir kadın olarak geç de olsa fark etmesi üzücü olsa da , bu o küçük kızın kendisine seçmiş olduğu tecrübelerden biri olsa gerek diyorum . İhtimaller denizinde , ya bu küçük kız ailesinde gördüğü şiddeti sevgi sanarak veya sevginin ne olduğunu bilmediği için , savunma mekanizmasını harekete geçirmiş veya bir başka sebepten (psikolog arkadaşlarım olasılıkları genişletebilirler) böyle çıldırmış olabilir . Sebebi çok önemli olmasa da işaret etmek istediğim şey korkunun , sevginin , romantizmin veya ne bileyim acıma hissinin geldiği yer hepimizde farklı farklı. Farklı kültürlerde hepten farklı . Peki nasıl oluyor da bu duygulara aynı kelimelerle farklı yerlerden ulaşıyoruz . Gerçek şu ki , biz çocukluğumuzdan itibaren kendimizi programlıyor ve programlattırıyoruz “biri seni severse ardına bile bakmadan kaç” benim başta anlattığım o küçük kızın hafızasındaki sevginin karşılığı . Çok kaba bir örnekle excel tablosundaki “eğer işlem formülünün” (if) çalışma mantığı gibi işliyor beynimizde . (Eğer formülü: iki veya daha fazla koşul olduğunda koşulların sonucuna göre yapılması gereken işlemi seçmemizi sağlar. ) Daattt !! benzer durum (doushio kana)!!! hızlıca hafızaya bakılır , daha önceki benzer durumda ne yapıldığı kontrol edilir ve o her neyse o moda geçilir. Alın size manipüle edilmiş bir his. Bir tehdit altındayken , bilinmezler önünüzdeyken ,hayvanlar da dahil ,mevcut korunma güdünüzün sizi kaçmaya-saklanmaya iten habercisi . Hissiniz aslında “korku” ancak artık başka bir forma bürünmüş halde , artık şartlı ve yıllar boyunca o küçük kıza kendini sevme veya sevilme noktasında bulduğu her anda o korku duygusunu yaşattı.

     Peki sizlerin haber kanallarında çatışma veya savaş fotoğraflarını gördüğünüzde hissettiğiniz isyan ve acıma duygusu , Etiyopya’daki bir deri bir kemik çocukların resimlerini görünce hissettiğiniz çaresizlik duygusu ? Sizlere doğrusu şudur veya bu yanlıştır demiyorum, en başta da söylediğim gibi her kültür , sahiplendiğiniz her program hislerinizi farklı farklı manipüle eder ve farklı duygular açığa çıkarır. Örneğin bizim kültürümüzde ölüm sonrası yas tutarız “Kaybımızı” öne çıkarırız oysa Japon kültüründe bu tamamen kutlamadır “Yeni Hayatı” kutlarlar giden için . Ama bu demek değildir ki üzülmezler , üzülürler elbette ancak bu dramatize edilmez bizdeki gibi, gidene saygıdır çünkü , onun için mutlu olmak . Bizdeyse neredeyse acırız ölene , dualar ederiz göçüp giden için , aslında kimin duaya ihtiyacı var diye düşünmeden . Bu iki örnekten hangisine yanlış diyebilir siniz? Elbette ki hiçbirine , çünkü sonuçlar sebeplere yüklenmiş anlamdan gelir. Kişisel gelişim eğitimlerinin bir çoğunun temeli olan “ mutlu olmayı öğrenin “ mottosu , karşımıza çıkacak her şeye kahkahalarla gülmek gibi bir eyleme itebilir mesela bizi . Muhtemelen mutlu olmanın kahkahalarla gülmek olduğunu düşündüğümüz için olsa gerek . Demem o ki girin hayatlarınızın , doğrularınızın -yanlışlarınızın, programlarınızın içine , bakın bir derinlere , ne kadar hissiniz şu anda manipüle edilmiş durumda . Doğruları yanlışları belirleyen kim , kendinize güvenir ve daha ileri bir çalışma yapmak isterseniz de gidip bakın “bence olması gereken bu” dediğiniz anlardaki olması gerekenler listesi gerçekten sizin tarafınızdan mi organize edilmiş. Bir adım daha cesur hissedenler için ise başka bir önerim var , madem programlanabiliyor yeniden yapın ve bu sefer tercihlerinizi konuşturun …

     Yazımın sonunda hala düşündüğüm ve sizlerin de bilmek isteyeceğinizden emin olduğum bir başka hikaye daha var . Manipüle edilmiş bir duygunun ileri etkileri . Baştaki o küçük kızın hikayesiyle bağlantılı. Ve hala merak etmekten kendimi alamadığım bir sebep-sonuç ilişkisi. Seviliyor olmaktan bu denli ürkmüş bu küçük kızın aşırı tepkisi , sevmeye cesaret etmiş o küçük oğlanın ileriki yaşlarına nasıl etki etmiştir acaba…?

Sevgiyle Kalın

Ş.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here