Hiç düşündünüz mü?

Hayatınızda yaptığınız şeylerin yüzde kaçını kendiniz istediğiniz için yüzde kaçını başkaları (kendi dışımızdaki herkes “başkası”dır) istediği için yapıyorsunuz ?

Zor soru kabul edin..

Cevaplamak için, kendine karşı dürüstlük ön şartı aranıyor. Dikkat 🙂 Aksi takdirde, sonuç ,işe yaramaz.

Neden zor ?

Çünkü bakın ve fark edin ki, artık bazı şeyleri yaşarken ya da yaparken düşünmüyoruz bile biz gerçekten bunu istiyor muyuz diye. O derece otomatikleşmişiz. Başkaları isteklerini üzerimizde o kadar etkili şekilde gerçekleştirebilmiş ki, asimile olmuşuz adeta, özümüz konuşmayı kesmiş artık. Eli mahkum, bir kurban olmuş..

Peki bu durumu en kolay teşhis edebileceğimiz gösterge nedir ?

Basit, istemeye istemeye yaptığımız her şey! Spor mu bu yoksa iş mi ? Acaba gittiğiniz bir kursu mu ya da kişisel gelişim çalışmaları mı? Yeni iş arayışı mı sizi sıkan ? Nedir ?

Hani sanki bir koşu bandında koşarsınız da hiçbir yere varmazsınız ya. Öyle mi hissediyorsunuz artık kendinizi ?

Başta sorduğum soruyu yöneltin bakalım, ne cevap duyacaksınız.

“Bu yaptığımı ben istediğim için mi yapıyorum yoksa başkası/başkaları istediği için mi?”.
İnanın derinlerdeki cevabı duymak zaman alabilir.

İlk gelecek cevap belli, “Tabii ki ben istiyorum, zorla çalışmıyorum ki. İstersem bırakır giderim!”…….öyle mi peki gerçekler ?

Örneğin işinize gidiyorsunuz ama çok da bayılmıyorsunuz. Fakat kariyeriniz, prestijiniz yerinde, güzel kazanıyorsunuz, herkes size o işi yaptığınız için saygı duyuyor, o işi yapan halinizi seviyorsunuz ama işi değil. Aradaki farka dikkat çekmek isterim, doktor olmuş olan kendinizi sevmekle doktorluğu sevmek o kadar farklı şeyler ki! İkincisi varsa eğer, siz gerçek bir doktorsunuz. Diğer durum ise, er geç patlamaya hazır bombadır. Elinizde patlayabilir, uzaklaşın derim.

Hayal edelim birlikte, enerjiniz yerlerde, her sabah acı çekiyorsunuz, toplantıdan toplantıya koşuyorsunuz ama içiniz boş, işin anlamını bulamıyorsunuz. Hayat amacınızla (- ki hayat amacını bulabilen şanslı insanlaradansınız eğer) zerre kadar örtüşmüyor.

Şimdi cevabınız ne olurdu ? Aslında bu bahsettiğim olumlular, sizin kendinizi başkalarının algısında görmek istediğiniz yerden başka bir şey değil! Başkalarının algısı diyorum, başkası diyorum, kontrol edemeyeceğiniz bir şeyden bahsediyorum. Her an değişmeye mahkum olan birşeyden. Algı bu, an meselesidir, değişir.

Peki siz evinizi bataklığın üzerine mi yoksa taş zemine mi inşa etmek istersiniz ? Bunun cevabı daha kolay.

İki cevabı birbirine bağlayın şimdi..

Beklerim ben sorun değil.

En önemlisi kendinizi fazla bekletmeyin..

Zaman geçmeden, hadi..

4 YORUMLAR

  1. “Basit, istemeye istemeye yaptığımız her şey!” yanıtı ne kadar öz.

    Bu ifadenin şöyle versiyonları geldi aklıma:

    * istemeye istemeye söylediğimiz herşey
    * istemeye istemeye gittiğimiz her yer
    * istemeye istemeye iletişim kurduğumuz her insan
    * istemeye istemeye bitirdiğimiz okullar

    sonsuza gider her bir insan durumu için.

    Çok güzel bir noktaya, çok güzel bir temas.
    Kalemine kuvvet 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here