Yargılarının hükmü silinmiş, kurulmuş çalar saatin eşliğinde güne başkalaşmış uyandı. Kahramanlarının çizilmiş dünyasından uzak nefes alan arabaların uğultusu. İşte biri diğerini takip ediyor. O da diğerleri gibi  alternatif yolları göz ardı etmiş, nizami çizgilerin üzerinde ilerliyor. Başkaları değil kumanda eden. Farkında değil sürücüsü olduğunun kullandığı arabanın.

Dönüp duran tekerlekler istemiyor ki çizgileri görmek. Tasavvuru yok. Siluetinden ibaret baktıkları, asılları gizli ardında. Bir ayna geride kalanları,  önündeki  kocaman pencere ileriyi göstermekte.  Sağda ve solda aynalar. Hareketini izleyen, sınırlayan diğer arabalar. Nasıl da kalabalık, kuşatılmış…

Hayret !

Radyodan gelen ses, tınılar, sonra gelen haberler… Sözcükler bütünleşip anlamlı ve kurallı, ve kuralsız cümlelere dönüşüyor. Ses dağılıyor , arka koltuklarda, bir yerlerinde, boşlukta kayboluyor.

Toplu taşıma araçları geçiyor yan şeritten. İçinde insanlar, gönderime hazır postalar gibi katlanmış zarfın içine konulmuş, nefessiz ve ruhsuz.

Yelkovan akrebi takip ediyor. Zaman sonsuzlukta yolunu yitirmeden aynı hızda ilerliyor.

Günler tamamlanıyor.

İşte böyle ölüyor, işte böyle oluyor.

Yine de yaşıyor var olan, tükenirken zaman.

 

Sevgi ÇİÇEK

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here