Esneklik (resilience) terimi epey bir süredir sosyal bilimleri ilgilendiriyor, içi boşaltılsa da hala daha iyisini bulamadığım “kişisel gelişim”in ise olmazsa olmazı.

Nedir peki bu bahsi geçen “esneklik” meselesi ?

Psikolojideki tanımı; hayattan yediğimiz tekmelerle yere düşsek de her seferinde daha da güçlü olarak ayağa kalkıp meselemize devam etmek olarak özetlenebilir.

Metaforik olarak, sert bir buğday başağı hayal edin. Esen rüzgarla “çıt” diye kırılması an meselesidir. Oysa ki, esnek olan bir buğday başağına en sert rüzgar bile zarar veremez. Eğilir bükülür büzülür ama rüzgar geçtiği anda, sanki o deli havayı yememiş gibi dimdik ayaktadır.

E peki nasıl tam olarak becereceğiz esnek olmayı ?

Pozitif psikolojide bunun bir kaç yolundan bahsediliyor. Bunlar;

Pozitif yaklaşım
İyimserlik
Duyguları yönetme yeteneği
Hayattaki kayıpları gelişim adına faydalı birer adım olarak görebilmek
Hepsi de çok çok önemli ve geliştirilmesi gereken özellikler. En azından kaliteli ve doyumlu bir hayat isteyenler için bunu söyleyelim.

Kolay olmayan tarafları var. Özellikle de bizim gibi kollektivist toplumlarda, duyguları yönetmek ve yenilgideki kazancı görebilmek oldukça zor olabiliyor.

Zira çevreniz, hatta yakın çevreniz, size yardımcı oluyormuş gibi görünse de en zorlayıcı faktör olabiliyor.

Siz ağlarken sizinle birlikte kızdığınız kişiye küfretmek çok nefis bir terapi gibi gözükse de, büyük resimde hiçbir işe yaramıyor. Bırakın onu, negatif etkiliyor kişileri.

Doğru insan, doğru destek grubu, ne derseniz deyin, size “peki bu olaydan ne aldın?” diye sorabilme cesaretini gösterendir.

Neticede hepimiz biliyoruz hayatın toz pembe olmadığını ve de olmayacağını.

Bunu bilerek yaşıyoruz madem, e o zaman hayat bize siyah ekran gösterdiğinde bunu bir mola bir düşünme fırsatı bir gelişim alanı olarak görebilsek, bu bizim pozitif yaklaşım ve iyimserlik düğmelerimize daha rahat basabilmemizi sağlamaz mı ? Sağlar şüphesiz.

Sakın burada duygularımızı yaşamayacak mıyız diye sormayın, tabii ki yaşayayacağız.

En çok karıştırılan konu da bu zaten; duygu yönetimi.

Duygusal Zeka (EQ)’nın da çok önemli bir değişkeni olan “duygu yönetimi”, gene bizde en zor gözlenen özellik. Çünkü duyguyu yaşamak deyince bizler çoğunlukla kendimizi dağıtmayı anlıyoruz. Biraz da etrafın beklentisi o yönde inanın. Hatta bu derece dış odaklı duygu yaşadığımızda içimizdeki gerçek duyguyu tanımlamaktan çok da uzaklaşıyoruz.

Duygu yönetimi denen şey, mevcut duyguyu (acı, üzüntü, hayalkırıklığı, sevinç, heyecan, vs) tanımlayıp sadece ve sadece o duygunun içinde kalabilmek, etrafa sıçratmadan, temizce ve derinlikli olarak. Olumlularda kolay olabilirken olumsuz duygularda bu iş biraz çaba gerektiriyor.

Ve o duyguyu yaşama hakkını kendimize vererek. Ne demek duyguyu yaşama hakkı ?

“Ben de insanım ve üzüldüm” “hayalkırıklığına uğradım” “kızdım” “çok sevindim” ve en önemlisi “buna hakkım var” diyebilmek cesurca. Kendimizi kucaklamak, şefkatle. İçimizden kendimize “seni anlıyorum” demek sadece.

Duyguyu yaşarken duygunun sizi yönetmesine izin vermemek “duygu yönetimi”. Sadece duyguyu yaşamak ve bunu bir dış göz gibi duyguyu gözlemlemek. O kadar.

Neticede tüm duygu ve düşünceler gelip geçicidir, bir durak gibi hepimize uğrar geçerler. Gereğinden fazla ev sahipliği yaparsanız sonra süpürgeyle kovsanız gitmezler 🙂

(aynı şey zihnin yarattığı düşünceler için de geçerli tabii!)

Peki yönetmek için ihtiyacımız olan ana malzeme nedir?

Far- kın-da-lık…

O duygunun farkında olmak, hakkında fazlaca konuşarak zihinde yer etmesini engellemek kilit. Sonra bilince yerleşen olumsuz duygular hayat boyu iç-diyalog olarak, size geri dönüşlerini verecektir.

Maliyeti çook büyük!!

Güzel bir laf var “Güçlü insanların acı çekmediği sanılır. Oysa ki onlar acıyı hisseder (DUYGU), acının nedenini anlar (FARKINDALIK) ve hayatın bir parçası olarak kabul ederler (ESNEKLİK).”

İşte esnek olmanın özü.

Kendi hayatınızda deneyimlemeniz için önünüze sayısız fırsat çıkıyor gün içinde, hadi hemen kolları sıvayın, atlayın deneyimin içine. Korkmayın, bir şey olmaz..

Acıdan korkmak, duygudan kaçmak sizi sertleştirir.

Kırılırsınız..

Demedi demeyin.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here