Bu durum ne olacak? Nasıl şekillenecek? Olacak mı olmayacak mı? Ya şöyle olursa? Peki ya böyle olmazsa?

Son zamanlarda hayatın getirdiği bazı değişimlerle ilgili içimde çalmaya başlayan bir “endişeli sesler orkestrası” var. Hayatımda bazı kapılar sanki kendiliğinden kapanıyor. Beni besleyen, keyif aldığım, yaşam enerjimi yükselttiği için sıkı sıkı tutunduğum bir kaç kapı, onları ne kadar açık tutmak için çabalasam da ağırlıklarını koyuyor ve direncime galip geliyor. Çabalarının, yaptıklarının yetemediği noktalarda doğal olarak endişe insanın içini sarıp sarmalıyor ve orkestra tüm ihtişamıyla hayatının merkezindeki sahnede konserine başlıyor.

Herhangi bir durumla ilgili elimizden gelenin en iyisini yapmış olmamıza rağmen kendimizi sıkışmış hissediyorsak, durum çabamıza rağmen bir türlü ilerlemiyorsa o deneyimle ilgili “yapılacak” değil, “öğrenilecek” birşey olduğuna inanıyorum: Hayat, önümüze getirdiği “beğenmediğimiz” durumlar aracılığıyla daha fazla öğrenmemize yönelik çağrısını bize yapar. Öğrenmeme direncimiz arttıkça, deneyimin şiddeti de artar.

Endişe, hayatımızın kalanını çok daha güçlü ve verimli şekilde yürüyebilmemiz için gereken bazı içsel kaslarımızı güçlendirebilmemiz için bize ağırlıkları bir bir koyar. Dengemizi koruyabilmek için dış dünyamızda sıkı sıkı tutunmaya alıştıklarımızın ve bağımlı hale geldiklerimizin kontrolümüzün dışında kısıtlanmaya başlamasıyla endişemiz de büyümeye başlar. Ve endişe sayesinde iç dünyamızın dengesini alıştığımız, bağımlı hale geldiğimiz araçlar olmadan da korumayı öğrenebilmemiz için bir fırsat doğar.

Endişe insana sabır, bekleyebilme ve bilememe antremanlarını yaptırır. An’ı deneyimlemenin gücünü gösterir.

Sabır, hayatın birçok deneyiminde yaşam kalitemizi ve dengemizi koruyabilmek adına ihtiyacımız olan çok önemli bir erdemdir. Bu kasın güçlenmesi bize yaşam yolculuğumuzun kalanında fayda sağlar. Bilememek ise hayatın temel bir gerçeğidir. Beş dakika sonrasını bile asıl gerçeklikte “bilemeyiz”. Endişeli halimiz, bilme isteğimizi zorlayarak bizi hayatın temel bir gerçeği ile uyum sağlama yönüne doğru ittirir. Hayatın temel yasalarıyla uyum sağlamayı öğrenmek, hayatımızın bütününe huzur getirir.

Endişe ile başa çıkabilmenin en temel yöntemlerinden birisi sadece anın gerçeklerini mevcut gerçeğimiz olarak kabul edebilmektir. Zihnimiz endişeli durumlarda ileri bir zamana giderek türlü “kötü ihtimal” senaryoları yazar, bunları çeşitlendirir ve çoğu zaman da ihtimal ötesi korkulu sahnelere doğru bizi yönlendirir. Kendimize yazdığımız hikayelerle girdiğimiz illüzyonları fark etmek, bunları durdurmayı seçerek “sadece mevcut anın gerçekleriyle” uyum halinde kalmayı öğrenmek bizi “an”ı yaşayabilmeye doğru iter. “An”ı yaşamayı öğrenmek ise hayat kalitemizde ve mutluluk durumumuzda muhteşem bir ilerlemeye doğru inanılmaz bir kapıyı açar.

Endişeli bir dönemden geçiyorsanız, derin bir nefes alın ve kendinize şunu söyleyin: “Şu an sabrı, bekleyebilmeyi ve bilememeyi öğreniyorum. An’ın gerçekleriyle uyum sağlamayı ve anın gücünü deneyimlemeyi öğreniyorum. Hayat beni her zaman destekler ve korur.”

Hayatımızın seyrine güvenmeyi seçtiğimiz zaman, enerjimizin akışı beslenir, büyür ve zamanla mevcut halimizden çok daha iyi hissedeceğimiz bir duruma doğru ilerlememiz kolaylaşır.

Güven, dinler de dahil olmak üzere kadim bilgeliklerin ve kişisel gelişim kapsamındaki öğretilerin kendi iç dünyamızda bulmamızı şiddetle tavsiye ettiği en temel zemindir. Hayatımızın seyrine güvenmeyi seçerek atacağımız ilk adım, hayatla ilişkimizi güven zeminine doğru taşır. Bunu yapabilmek için hayatta her durumun bizim için özel bir amacı olduğunu, durumun bizim ihtiyacımız olan önemli bir öğretiyi içerdiğini hatırlamak fayda sağlar.

Endişemiz elbette bir başka amaca da hizmet eder. Bazı önlemleri alma yönünde bize adım attırır. Ancak bu noktaya dengemizi kaybeder ölçüde yoğunlaşmamız endişe sesli orkestranın bizi boğmasına sebep olur. Önlem alan halimizi yazı boyunca bahsettiğim yaklaşımlarla bir olarak kullanabildiğimiz zaman ise endişenin bizi boğan hali erimeye başlar. Yeni kapıları görebilir hale geliriz. Yeni kapıları görebilir hale gelmek, karanlıkta görebilir hale gelerek ilerleyebilmekle aynı şeydir.

aylinalgun.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here