Juna, bilgeliğini krallarla, öğrencileriyle, gezginlerle paylaşan saygıdeğer bir öğretmenmiş. Bir gün tavsiyelerinden yarar gören bir tüccar teşekkür etmek istemiş ve ona güzel ve nadir bir kuş getirmiş. Dünyanın öbür ucunda yakalanmış olan bu kuşun, altından tüyleri ve bir opera sanatçısının sesinden güzel sesi varmış… Çok değerli bir hediyeymiş bu kuş ve tüccar, böyle bir hediye verdiği için gurur duyuyormuş…

Bilge, yüzünde çocuksu bir gülümsemeyle kuşa bakmış. Herkes kuşu ne kadar sevdiğini görmüş. Kuşu iki avucunun arasına alıp, kulağına yaklaştırmış, şarkısını dikkatle dinlemiş ve gözleri ışıldayarak pencereye gitmiş, kuşu salıvermiş… Uçup giderken keskin bir çığlık atmış kuş…

Tüccar şaşkınlıkla, “Bilge ne yaptın? Hediyeni beğenmedin mi?” diye sormuş.

“Beğenmek mi? Bende bu eve gelen en güzel hediyeydi. Bu kuşu bütün kalbimle sevdim ve bütün kalbimle dinledim. Kulağıma, ‘Lütfen Juna bana duyduğun sevgiye ihanet etme. Aramıza kafes girmesin. Beni serbest bırak’ diye fısıldadı. Söyledikleri doğruydu, bu yüzden bana söylediği gibi yaptım. Değerli dostum, onu saldığımda nasıl mutlu olduğunu duymadın mı? Sen bana bir kuştan fazlasını verdin. Sen bana bir kuşun hayır duasını verdin.”

Ertesi sabah Juna duyduğu güzel bir melodiyle uyanmış. Kuş onu selamlamak için geri gelmiş. Juna ona biraz çekirdek ve su vermiş., kuş elinden yiyip biraz daha şarkı söylemiş.

Ve mübarek adamın ömrünün her gününde bu böyle devam etmiş. Her sabah kuş ve öğretmen, çekirdeği, sözleri, şarkıları paylaşmışlar. Birbirlerine eşlik ettikleri huzurlu anlar geçirmişler. İnsanlar Juna’nın kalbini bu kuşa başka her canlıdan daha fazla açtığını söylüyormuş…

Bilge adam öldüğünde kuş açık pencereden içeri girmiş, yaşlı adamın açık avucuna yatmış ve onunla ölmüş.

Şehirdeki âlimler yıllar boyunca şu soruyu tartışmışlar: “Gerçekte kim kimi serbest bıraktı? Kuş mu Bilgeyi? Bilge mi kuşu?”

 

Judith Malika Libermen’ın Masal Terapi Kitabından alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here