Dün, misafirliğe giderken kayboldum! Çok yorgundum ve elimde yük vardı. Pek uzak bir mesafe olmadığına kanaat getirip taksiye binmeyi seçtim. (KARARLILIK)

“Şoför Bey, gideceğim yer aslında yakın sanırım. Sizce buradan metrobüse binip bir durak gitmek daha mı akıllıca olurdu?” (GEREKSİZ NEZAKET ARDINA SAKLANMIŞ ONAYLANMA GEREKSİNİMİ)

“Bir çevreyoluna çıkalım, inşallah trafik yoktur.”

“Neyse siz götürün beni direkt, zaten yorgunum.” (MERKEZE DÖNÜŞ)

“Çok mu yorgunsunuz?”

“Yani evet… Neden ki?” (ŞÜPHE)

“Eğer çok yorgun değilseniz, sizi şu üst geçitte indireyim oradan yürüyerek çok yakın. Aksi halde tepeden dolaşmamız gerekecek ve akşam trafiğine gireceğiz. Epey zaman alır.”

“Yok canım o kadar da değil! Yürürüm tabi.” ZAMANI KAÇIRMA KORKUSU+GURUR = İRADEYİ TESLİM EDİŞ

“Bazı müşteriler, şuradan şuraya gidecek halim yok diyorlar da, o yüzden sordum.”

“Yok yok yürürüm ben!” (EGOOOOO)

Şoförün beni indirdiği yerde insanlara sordum. Şu caddeye nasıl çıkarım diye. Bana tarif edilen yol, hep yokuştu ve elimde yüklerle iki büklüm nefes nefese yürüdüm. (İNAT)

Şarjım %1 (DİKKATSİZLİK)

Sora sora ezberlediğim açık adresin yerini buldum. (CESARET)

Dilim bir karış dışarıda. Apartmanın önünde elimdeki poşet parçalandı ve içindekiler yere döküldü hatta bir kavanozun içindekiler akmaya başladı. (KENDİNDEN KAÇIŞ=SUÇU DÜNYAYA ATIŞ)

O sırada ev sahibi aradı, açmamla telefonun şarjının bitmesi bir oldu. Zile basıyorum açılmıyor. O sırada birisi apartmana giriyordu, yardımcı olmak istedi. Arkadaşımın adını söyledim ve şu cevabı aldım : “Bu bina bizim. Ve emin olun söylediğiniz dairede bu isimde kimse oturmuyor, zira benim amca oğlum taşındı oraya!”

Aynı inşaata ait 2 bina daha var etrafta. Bir ihtimal diyerek sırayla onlara da gittim. (SAKİNLEŞEN ZİHİN+UMUT = GENİŞ AÇI)

Lanet olası yeni sistem ziller aşağıdan basınca çalmıyor ki! Şifre lazım. Telefon bitik. O sırada biri geldi. Ona sordum, (ÖZGÜVEN=İLETİŞİM) o da bu apartmanda öyle biri yok dedi. Üçüncü binaya gittim, yine aynı cevap. Zillere basılmıyor, komşu bilgileri sonuçsuz ve telefon çalışmıyor! (UYKUM GELİYOR)

Öldürsen beni geri eve dönmem! (SAVAŞÇI)

Şarj etmem lazım telefonu bir yerlerde. (AKILLI BIDIK)

Bir Turkcell bayi buldum. Oturup bekledim şarjı. Dibe vurdu ya hemen açılmıyor telefon, sinirlendim daha çok. (SABIRSIZ)

Nihayet arkadaşıma ulaştığımda ilk tepkim: Beni gelip buradan alın! (KİBİR)

Sonra saçmaladığımı fark edip toparladım. (EMEKÇİ)

“16 numara değil mi?”
“Hayır canım 19”
“Ama 19 yazıyordu açık adreste!”
“Ay affedersin, yanlış mı yazmışım?”
“Hırrrrr!” (ÖZ HOŞGÖRÜSÜZLÜK)

Sonunda eve ulaştım. Yorucu ama sağlam bir öğretiydi!
Harika bir muhabbet sofrası ise ödülüm…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here